Söyleşinin başlığı bugün bile şaşırtan bir cümle: Türkiye’de önoloji alanında kadınlar erkeklerden fazla. Dünya genelinde erkeklerin baskın olduğu bir sektörde bu, yüksek sesle söylenmeye değer bir istisna.
Söyleşi bu tutkuyu köküne kadar götürüyor ve kök evde. Babam şarabı evde yasaklamayı reddetti, tam da gizlice içilen bir şeye dönüşmesin diye. Şarap sofradaydı, büyüklerle birlikte. Boğaz kıyısındaki bir akşam yemeğinde babamın sommelier’ye “şarabı kızım tadacak” dediğini hatırlıyorum.
Meslek yolu şarapta başlamıyor. Nice’te edebiyat okudum, ardından bir fırın zincirinde ürün sorumlusu oldum. Ticaret Odası’na CV bıraktığım için Türkiye’nin en büyük şarap ithalatçısına brand manager olarak girdim. Mesleği sahada öğrendim ve pazarlamadan giderek uzaklaştım.
Sonra Wine & Spirit Education Trust eğitimi ve Court of Master Sommeliers sertifikası geliyor. Bu sertifikayı alan ilk Türk’üm. 2010’da ayrıca Türkiye Sommelierler Yarışması’na katılan ilk kadın oldum ve ikincilikle bitirdim.
Söyleşi sırasında 29 yaşındayım ve kendi şirketimi yeni kurmuşum. Aldığım en iyi karar.

